• BIST 99.547
  • Altın 236,918
  • Dolar 6,1013
  • Euro 7,1788
  • İstanbul : 22 °C
  • Ankara : 26 °C
  • İzmir : 26 °C
  • Bursa : 25 °C
  • Adana : 26 °C

Gömleğimin düğmesini dikemem ama ticaret başka bir şey!

12.03.2018 08:40
Gömleğimin düğmesini dikemem ama ticaret başka bir şey!
1938 yılında kurulan Kiğılı’nın bugüne nasıl geldiğini markanın kurucusu Abdullah Kiğılı’dan dinledik. Aileden ‘Bu çocuk iş yapar’ notunu alması ile ticarete atılan Kiğılı’nın “Gömleğimin düğmesini dikemem ama iş yapmak başka bir şey” sözü, yeni girişimci

Türkiye’nin en eski hazır giyim markalarından Kiğılı’nın kuruluş hikayesini, ‘sektörün babası’ olarak bilinen Abdullah Kiğılı’dan dinledik. Bugün Türkiye ve yurtdışında yüzlerce mağazası bulunan Kiğılı’nın oldukça ilginç bir hikayesi var. Bingöl’ün ilçesi Kiğı’dan soyadını alan Abdullah Kiğılı, Sultanhamam’da 100 metrekare dükkanda başlayan ticaret macerasında birçok zorluk yaşamış ve tüm bunların üstesinden profesyonellikle gelmiş bir işadamı… 1965’te manifaturacı olarak işe başlasa da bugün ‘Gömleğimin düğmesini bile dikemem’ diyor… “Ancak işi yapmak başka, işin alt yapısını yapmak başka bir şey” diye devam ediyor… 

- Kiğılı’nın hikayesini dinlemeye başlayalım…?

Aile kökenimiz Bingöl’e bağlı Kiğı. Hala 5 bin kişinin yaşadığı bir ilçe. Önce Erzincan’a bağlanıyor Kiğı, sonra Elazığ’a bağlanıyor, en son da Bingöl’ü vilayet yapınca Bingöl’ün ilçesi haline geliyor. Dedem 1930’larda Kiğı’dan çıkıyor ve Malatya’ya yerleşiyor. Ufak tefek kumaş işiyle uğraşıyorlar, 1938’de de resmi şirket girişi yapılıyor. 1938’den 1952’ye kadar Malatya’da kaldıktan sonra aile İstanbul’a göç ediyor. Sultanhamam’da bugünün tabiriyle manifatura işiyle uğraşıyorlar. O günlerde kumaş ticareti denmiyordu.  

AİLEM BENİ SEÇTİ

- Ticaret nasıl başladı?

Liseyi 1965’te bitirince ‘Devam edecek misin’ diye sormadılar. Ağabeyim eczacılık fakültesinde okuyordu, ablam enstitüye gidiyordu. Ailem o günün şartlarında beni seçti. Hayatında hiç kumaş tutmayan, kumaş da okşamayan bir insan olarak 1965’te işe başladım. Kumaş işinin gelecekte sürmeyeceğini anladım. O günlerde her şey terzi ile oluyordu. Hazır giyim hiç yoktu. Gömlek bile gömlek ustası tarafından yapılırdı.   

OKULDA ZOR HECELERDİM

- Hazırgiyime geçiş nasıl oldu?

1969 yılında Avrupa’da ilk fuarlara gitmeye başladım. Gördüklerimiz de günün modası, rengine göre Türkiye’ye adapte ederdik. En basit şey gömlekti. Gömlek ile başlayayım dedim. O günün şartlarında beyaz, mavi krem ve sadece düz renk vardı. İyi bir Rum usta bulduk başladık. Bir isim koymamız lazım... Avrupa’da modacıların hepsi ya ismini ya da adını soy adını kullanıyor. Abdullah desek olmayacak. Kiğılı desek nasıl olacak, zaten okul hayatımda da soyadımı hecelemekte zorlanırdım. Bir şey uydurmayı da istemedik. Kiğılı’yı koyalım dedik. Gömleklere bu ismi koyduk. Altı ay sonra pantolon imalatına başladık. 

AMAN, MİRAS GİDECEK.!

- Markalaşma sürecine nasıl girildi? 

Bugün benim gömleğimin düğmesi düşse, onu dikecek vasıfta değilim. İşi yapmak başka, işin alt yapısını yapmak başka bir şey. Pantolon, ceket, takım elbise böyle sırayla takip etti. 1969’da Sultanhamam’da ailemden gizli olarak, (Maalesef genişlemeyi istemiyorlardı) hazır giyime girdim ve iş tutmaya başladı. 1969’da İstiklal Caddesi Mis Sokak’ta ailemden habersiz bugünkü Kiğılı mağazasını açtım. Babamın haberi bile yoktu. Gelince şaşırdı. Akşam aile meclisi toplandı ve dediler ki ‘Bu çocuk işin başında durursa, aile mirasımız tükenir.’ Aile büyükleri yaptıklarımın tuttuğunu görünce, eskisi gibi ‘Aman ne yapıyorsun’ lafları kesildi. İş iyi gitti. İstiklal Caddesi en önemli pazardı. Hem kumaş ticareti yaptım, hem hazır giyim yaptım.

BABAM GÖRSE KALP KRİZİ GEÇİRİR, ‘BEN BİR DAHA GİDEYİM’ DER

Seneler seneleri kovaladı, 2002’li yıllara geldik. Hızla büyüyen bir AVM furyası oldu. Bugün sayıları 400’e yaklaşıyor. 100 milyonun üzerinde ziyaretçi sayısı var. Birçok insan AVM’lere karşı çıkıyor ama 225 mağazada hizmet veriyoruz. Benim bu kadar mağaza açma imkanım var mıydı acaba? Kendisini hiç geliştirmeyen bir ticaret olmaz. Bugün AVM’ler sayesinde herkes hayal bile edemediği bir noktaya geldi. Hayat bize bir sürü şeyi öğretti. Bugün tüm şirketlerde her şey kayıt altında. İnanılmaz bir KDV ödemesi yapıyoruz. Bugün 1.800’e yaklaşan çalışanımız var. Herkes sigortalı, alınan ücretler görünüyor. Bir başarı öyküsüdür bu. Nereden nereye gelmişiz. Babam çıksa, görse. Yarım saat sonra kalp krizi geçirip ‘Ben bir daha gideyim’ der. Bugün sistemi doğru yönetmek, insan ilişkilerini doğru kurmak o kadar zor ki. 

OSMAN BOYNER’İN TEKLİFİ.!

- Sizin için dönüm noktası ne oldu?

Bir gün Altınyılldız’dan Osman Boyner telefon etti. Yarın sabah beni fabrikaya bekliyorlardı. Yıl 1970 idi. Kumaş satıyorum ama Altınyıldız’ın bayisi falan değilim. Altınyıldız’ın büyük bayileri var. Orada kumaş kestirip, mağazaya koyuyoruz. Beni tanımaları mümkün değil. Osman Boyner’in beni tanıyıp, davet etmesi ‘Bir sıkıntı mı var, oyuna mı geliyoruz’ dememe sebep oldu. Altınyıldız’ın en büyük bayii Muammer Okan idi. Benim de hocamdı. ‘Bir telefon aldım, yanlışlık mı var’ dedim. Gülerek dedi ki ‘Doğru.’ Ben de ‘Niye beni çağırıyor’ diye sordum. O gece uyuyamadım. Ertesi sabah  Osman Boyner’in kapısından girdim. ‘Evlat otur, sana bir çay ikram edeyim’ dedi. Sonra da dedi ki ‘Evladım ben Beymen konfeksiyon fabrikasını kurdum. Türkiye’de ilk kurulan erkek hazır giyim fabrikası. İmalat başladı. Takım elbiseler çıkıyor.’ O anlatıyor, ben de işin benle ne ilgisi var diyorum kendi kendime. ‘Evlat git bu elbiseleri gör’ dedi. 

İLK BEYMEN’İ BEN SATTIM

- Ne teklif etti Osman bey?

Topkapı’da fabrikaya gittim, yüzlerce insan çalışıyor. Böyle bir fabrika görmediğim için şaşırdım. ‘Nasıl gördün’ dedi. ‘Mükemmel’ dedim. ‘Peki sen bu elbiseleri satmak ister misin’ dedi. ‘İstemez miyim efendim’ dedi. ‘Benim 32 bayiim var, bunlara mektup yazdım sizin tavsiye edeceğiniz bizimle iş yapacak bir kişi var mı diye sordum. Hepsi ilk sırada seni yazıyordu ‘dedi. ‘Sana iş birliği teklif ediyorum. Beyoğlu’ndaki Kiğılı mağazasında satar mısın’ dedi. ‘Kabul’ dedim. Gazetelere ilanlar verdik. Alt katta Kiğılı, üst katta Beymen sattık. ‘Bu iş böyle olmaz. Beymen adıyla mağaza açacağız, seninle ortak olacağız’ dedi. 1972 yılında şirketi kurduk. 1973’te Beyoğlu’nda tam Vakko’nun karşısında açtık. Ortaklığımız 9 yıl sürdü. 1980’de ‘Bu işe devam etmek istemiyorum, bana müsaade edin ayrılayım’ dedim, ayrıldık. 1980’de konfeksiyon fabrikamı kurdum ve Kiğılı 45 ilde hızlıca büyümeye başladı.

Kaynak: Haber Kaynağı
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
  • 7’den 77’ye coşkusu TEKNOFEST23 Eylül 2018 Pazar 10:10
  • Türkiye’de toplanıyorlar23 Eylül 2018 Pazar 10:09
  • Kiralıklarda ‘döviz’ inadı23 Eylül 2018 Pazar 10:08
  • Almanya ile ‘iş’ baharı23 Eylül 2018 Pazar 10:08
  • 20 biyoteknolojik ilaca destek23 Eylül 2018 Pazar 10:00
  • Terminatörler böceklere karşı 23 Eylül 2018 Pazar 10:00
  • Çalışanlara erken zam23 Eylül 2018 Pazar 09:26
  • Lüks sepeti büyüyecek, evini satanın vergisi artacak23 Eylül 2018 Pazar 09:24
  • Kadınlar hem çocuğunun hem işinin başında olacak 21 Eylül 2018 Cuma 08:57
  • ‘Kazanç’ kampanyasında konut satışı 3 bini aştı 21 Eylül 2018 Cuma 08:57
  • Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Kamu Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : info@kamuhaber.com | Haber Yazılımı: CM Bilişim