• BIST 94.571
  • Altın 209,496
  • Dolar 5,3365
  • Euro 6,1092
  • İstanbul : 13 °C
  • Ankara : 13 °C
  • İzmir : 19 °C
  • Bursa : 15 °C
  • Adana : 11 °C

İhraç tekliflerinde amirin isteği ön şart mıdır?

04.11.2018 11:37
İhraç tekliflerinde amirin isteği ön şart mıdır?
Danıştay Beşinci Dairesi, kamu görevinden ihraç tekliflerinde amirlerin bu yönde isteğinin olmasına vurgu yapıldı.

Dava konusu olayda, Mersin Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda infaz ve koruma memuru olarak görev yapmakta olan davacı hakkında açılan soruşturmada 657 sayılı Yasanın 125/E-g hükmü uyarınca devlet memuriyetinden çıkarılma cezasının teklif edildiği, ancak davacı hakkında kamu davasının derdest olduğu, zimmet suçunun sabit görülmesi durumunda davacının 657 sayılı Yasanın 48/A-5 ve 98/b maddeleri gereğince devlet memurluğuna son verileceği gözetilerek kademe ilerlemesinin durdurulması cezası ile cezalandırılması görüşü ile dosya Bakanlık Disiplin Kuruluna gönderilmiştir.

Bakanlık Disiplin Kurulu ise davacının 657 sayılı Yasa 125/E-g hükmü uyarınca devlet memuriyetine son verilmesi gereği ile dosyayı doğrudan Yüksek Disiplin Kurulu'na göndermiş ve davacı Yüksek Disiplin Kurulu Kararı ile kamu görevinden çıkartılmıştır.

Ancak, Danıştay Beşinci Daire Bakanlık Disiplin Kurulunun önerilen kademe ilerlemesinin durdurulması cezası hakkında kabul veya red yetkisinin olduğunu, bunun haricinde yetki kullanarak dosyayı Yüksek Disiplin Kuruluna göndermesinin uygun olmadığını, ayrıca memurların kamu görevinden çıkartılmaları için amirlerin bu yönde isteğinin olmasının da ön şart olduğunu vurgulamıştır.

T.C.

D A N I Ş T A Y

Beşinci Daire

Esas No : 2016/19464

Karar No : 2016/13253

Temyiz İsteminde Bulunan (Davacı): ...

Vekili : Av. ...

Karşı Taraf (Davalı) : Adalet Bakanlığı

İstemin Özeti: Mersin 2. İdare Mahkemesinin 26.9.2014 tarih ve E:2014/761, K:2014/1008 sayılı kararının, dilekçede yazılı nedenlerle, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 49. maddesi uyarınca temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. Savunmanın Özeti: Temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmuştur.

Danıştay Tetkik Hakimi: Nilüfer Sülkü

Düşüncesi : İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA

Hüküm veren Danıştay Beşinci Dairesince gereği görüşüldü:

Dava, Mersin İli Erdemli K2 Kapalı ve Ceza İnfaz Kurumu'nda infaz ve koruma memuru olarak görev yapmakta olan davacının, 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 125-E-g maddesi uyarınca devlet memuriyetinden çıkarma cezasıyla cezalandırılmasına ilişkin Adalet Bakanlığı Yüksek Disiplin Kurulu'nun 28.8.2009 gün ve 230 sayılı kararının iptali istemiyle açılmıştır.

Mersin 2. İdare Mahkemesinin Danıştay 12. Dairesinin 5.12.2013 tarih ve E:2010/5778, K:2013/9750 sayılı bozma kararına uyarak verdiği 26.9.2014 tarih ve E:2014/761, K:2014/1008 sayılı kararıyla; davacının ceza yargılamasında zimmet suçundan cezalandırılarak iki sene bir ay hapis cezası verildiği, buna göre zimmet suçunu işlediği sabit olan davacı hakkında tesis edilen dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle dava reddedilmiştir.

Davacı, dava konusu işlemin hukuka aykırı olduğunu ileri sürmekte ve İdare Mahkemesi kararının temyizen incelenerek bozulmasını istemektedir.

2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 2/1-a maddesinde, idari işlemler hakkında yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden biri ile hukuka aykırı olduklarından dolayı iptalleri için menfaatleri ihlal edilenler tarafından açılan davaların iptal davaları olduğu kurala bağlanmıştır.

657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 126. maddesinde; uyarma, kınama ve aylıktan kesme cezalarının disiplin amirleri tarafından, kademe ilerlemesinin durdurulması cezasının, memurun bağlı olduğu kurumdaki disiplin kurulunun kararı alındıktan sonra, atamaya yetkili amirler, il disiplin kurullarının kararına dayanan hallerde valiler tarafından verileceği, Devlet memurluğundan çıkarma cezasının ise, amirlerin bu yoldaki isteği üzerine, memurun bağlı bulunduğu kurumun yüksek disiplin kurulu kararı ile verileceği hüküm altına alınmıştır.

Disiplin Kurulları ve Disiplin Amirleri Hakkında Yönetmeliğin 16.maddesinin ikinci fıkrasında, "Başbakan ve bakanlar başında bulundukları Başbakanlık ve Bakanlık teşkilatı ile bunlara bağlı kuruluşlarda görevli bütün memurların disiplin amiridirler. Bu sıfatla haiz bulundukları yetkileri her derecedeki memur hakkında doğrudan kullanabilirler." hükmü yer almaktadır.

Disiplin cezaları, kamu hizmetinin gereği gibi yürütülebilmesi bakımından kamu görevlilerinin mevzuat uyarınca yerine getirmek zorunda oldukları ödev ve sorumlulukları ifa etmemeleri veya mevzuatta yasaklanan fiillerde bulunmaları durumunda uygulanan yaptırımlar olup, memurların özlük hakları üzerinde doğrudan ve önemli sonuçlar doğurmaları sebebiyle sübjektif ve bireysel etkileri bulunduğu gibi kamu görevinin gereği gibi sürdürülmesi ve kamu düzeninin sağlanması bakımından objektif ve kamusal öneme sahiptirler.

Bu bakımdan disiplin soruşturmalarının yapılmasında izlenecek yöntem, ceza verilecek fiiller ve ceza vermeye yetkili makam ve kurullar açıkça belirlenmiştir. Her idari işlemde olduğu gibi disiplin cezasının tesisinde de işlemin yetkili makam tarafından yapılması, yetkilerin Kanunun çizdiği sınırlar içinde şekil, sebep, konu ve maksat unsurlarına uygun olarak kullanılması İdare hukukunun bilinen ilkelerindendir. Yetkili makamlar, Kanunla belirlenmiş yetki sınırları içinde kaldıkları sürece tesis edilen işlemler yetki yönünden hukuka uygun sayılır.

Dava dosyasının incelenmesinden; Mersin İli Erdemli K2 Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda infaz ve koruma memuru olarak görev yapmakta olan davacının, kurumda hükümlü olarak bulunan ...'ye bir akrabası tarafından gönderilen 400.00 TL'yi kurum mutemedi olarak bankadan aldığı halde kurum emanet para ve kıymetli eşya ve kasa defterine kaydetmeyerek hükümlüye teslim etmediğinden bahisle hakkında soruşturma açıldığı, 20.6.2008 tarih ve 20008/14 sayılı soruşturma kararında; 657 sayılı Yasanın 125/E-g hükmü uyarınca devlet memuriyetinden çıkarılma cezası verilmesi gerektiği sonucu ile dosyanın Mersin Adli Yargı İlk Derece Mahkemesi Adalet Komisyonu Başkanlığı'na gönderildiği, burada ise her ne kadar disiplin soruşturma raporunda davacının devlet memuriyetinden çıkarma cezasıyla cezalandırılması teklif edilmiş ise de, davacı hakkında kamu davasının derdest olduğu, zimmet suçunun sabit görülmesi durumunda davacının 657 sayılı Yasanın 48/A-5 ve 98/b maddeleri gereğince devlet memurluğuna son verileceği gözetilerek kademe ilerlemesinin durdurulması cezası ile cezalandırılması görüşü ile dosyanın Bakanlık Disiplin Kuruluna sunulduğu, Bakanlık Disiplin Kurulu'nun ise 11.11.2008 tarih ve 180 sayılı kararı ile davacının 657 sayılı Yasa 125/E-g hükmü uyarınca devlet memuriyetine son verilmesi gereği ile dosyanın doğrudan Yüksek Disiplin Kurulu'na gönderildiği, Yüksek Disiplin Kurulunun 28/08/2009 gün 230 sayılı kararıyla ise davacının 657 sayılı Yasanın 125/E-g maddesi uyarınca Devlet memurluğundan çıkarma cezası ile cezalandırıldığı anlaşılmıştır. Uyuşmazlıkta, yapılan soruşturma neticesinde davacıya kademe ilerlemesinin durdurulması cezası verilebilmesi için, yetkili Bakanlık Disiplin Kurulu kararının alınması amacıyla dosyanın Bakanlık Disiplin Kuruluna gönderildiği, bu aşamaya kadar ceza verilebilmesi için Kanunda belirtilen usullere uyulduğu görülmektedir. Ancak, Bakanlık Disiplin Kurulunun önerilen cezaya ilişkin kabul ya da ret yönünde bir karar vermesi gerekirken, bunu yapmayıp, fiilin farklı nitelenebileceği gerekçesiyle dosyayı doğrudan Yüksek Disiplin Kuruluna gönderdiği anlaşılmaktadır . Ancak bu aşamada, Disiplin Kurulunun yetkisinin önerilen kademe ilerlemesinin durdurulmasına ilişkin cezayı kabul ya da ret olduğu, Kanunda bunun dışında bir yetki kullanabileceği yönünde düzenleme olmadığından, Kurulun yetkisi dışında dosyayı Yüksek Disiplin Kuruluna göndermesi, verilen yetkinin aşılması sonucunu doğurmaktadır.

Memurlara devlet memurluğundan çıkarma cezası verilebilmesi için amirlerin bu yönde isteğinin olması işlemin ön şartıdır. Uyuşmazlıkta, işlemin tesisinden önce amirlerin bu yönde herhangi bir isteği bulunmamasına ve disiplin kurullarının "amir" olarak bu yetkiyi kullanabileceğine dair Kanunda düzenlenmiş bir görevi bulunmadığı dikkate alındığında, dosyanın re'sen Yüksek Disiplin Kuruluna gönderilmesi üzerine tesis edilen işlemde hukuka uyarlık, davanın reddi yolunda verilen Mahkeme kararında ise hukuki isabet bulunmamaktadır.

Açıklanan nedenlerle, davacının temyiz isteminin kabulüyle Mersin 2. İdare Mahkemesinin 26.9.2014 tarih ve E:2014/761, K:2014/1008 sayılı kararının; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun geçici 8. maddesi gereğince uygulanmasına devam edilen 3622 sayılı Yasa ile değişik 49. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendi uyarınca bozulmasına, yukarıda belirtilen hususlar da gözetilerek yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın adı geçen Mahkemeye gönderilmesine, bu kararın tebliğ tarihini izleyen 15 (onbeş) gün içerisinde kararın düzeltilmesi yolu açık olmak üzere, 27.12.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.



Memurlar.Net - Özel
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Kamu Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : info@kamuhaber.com | Haber Yazılımı: CM Bilişim