• BIST 95.935
  • Altın 191,216
  • Dolar 4,6855
  • Euro 5,4589
  • İstanbul : 26 °C
  • Ankara : 27 °C
  • İzmir : 27 °C
  • Bursa : 28 °C
  • Adana : 31 °C

İnovasyon ne anlama geliyordu?

16.06.2014 16:24
İnovasyon ne anlama geliyordu?
Genç Türkiye Zirvesi 2014’ü değerlendiren Prof. Dr. Osman Çakmak İnovasyonla ilgili çok çarpıcı değerlendirmelerde bulundu.

Genç Türkiye Zirvesi etkinliği kapsamında zirvede bulunan, Yıldız Teknik Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Kimya bölümü hocalarından Prof. Dr. Osman Çakmak, inovasyon ve ARGE konularında çok çarpıcı tespitler yaparak gençlere ışık tutacak gözlemlerini bizlerle paylaştı.

Prof. Çakmak, sözlerine yaşadığı şaşkınlığı dile getirerek başlıyor. İsterseniz Prof. Çakmak’ın gözlemlerini sizlerle paylaşalım. 

Her bakımdan alışık olmadığımız bir toplantıya tanık olduk. Genç Türkiye Zirvesinden bahsetmek istiyorum. Onun önemi sadece  kapsamlı ve çok katılımlı bir etkinlik olması ile sınırlı değildi.  Onun önemi, bilim-teknoloji dünyasının gözde sözcüklerinden birisi olan   inovasyonu   öne çıkarması ve ülkemizi ARGE ve İnovasyonda öncü ve  kurumları   ve şahısları bir araya getirmesi idi. Daha da  önemlisi inovasyon yapılan kurumlara ödüller verilmesiydi.

Lütfi Kırdar Uluslararası Kongre ve Sergi Sarayı, önemli bir etkinliğe daha ev sahipliği yapıyor;  Türkiye’nin 81 ilinden   ve Kazakistan’dan Fas’a kadar ülkemizde öğrenim gören dost ve  akraba  ülkelerden  öğrencileri bir araya geliyordu.  Yıldız Teknik Üniversitesinin öncülüğünde ve ev sahipliğinde yapılan toplantıya Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı, Gençlik ve Spor Bakanlığı, İstanbul Sanayi Odası, Türkiye İhracatçılar Meclisi, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı zirveye yakın destek vermişlerdi. Türkiye’nin güzelliklerinin sergilenmesine imkan sunan bu toplantının yapılmasında en önemli rol hiç şüphesiz Yıldız Teknik Üniversitesi Rektörü Sayın İsmail Yüksek’e aitti.

İnovasyon konusuna  haşredilen Zirve için bir de slogan seçilmişti.   ‘İnovatif Düşün Geleceği Yönet’.  Zirvede belirlenen ana başlık  “Türkiye’nin Çıkış Yolu: İnovasyon” ;  stratejik sektörler olarak “Savunma, uydu ve uzay teknolojileri, kentsel dönüşüm ve yaşanabilir Türkiye, ulaşım teknolojileri ve denizcilik, inovasyon ekonomisi” seçilmişti.

Ne anlama geliyordu inovasyon? Ülkemiz için önemi neydi?  “Ulusal inovasyon sistemi” deyince onun, bilim ve teknolojiyi hızla ekonomik ve toplumsal yarara dönüştürme beceresinin makro düzlemde örgütlenmesi anlamına geldiğini belki de toplantıya katılan  çoğu kişi bilmiyordu.  Çünkü ivonasyon, ARGE, Buluş basınımızın ve aydınlarımızın gündeminde pek yer almayan ve aşina olmadığımız bir terim. Çünkü ülkemizde  “bilimin iktidarı” ve bilimin “öncülüğü aksesuar bir konu olarak kenarda kalır hep.  Bilime dayalı kalkınma ve bilim toplumu olabilmemizin önünde maddi engellerden ziyade zihni engeller var. Her şeyden önce bu konuda farkındalık ve şuur oluşumu için köklü bir zihniyet ve değerler dizisi dönüşümüne ihtiyaç bulunuyor.  Sonuç olarak konu inovasyon olunca daha alacağımız çok mesafe  bulunduğu aşikar.    

Milli eğitimden kentleşmeye, çevre sorunlarından ulusal güvenliğe, istihdamdan kamu yönetiminin yeniden yapılandırılışına dek her tartışma inovasyon içinde değerlendirilmesi gerektiğini daha iyi  öğrendik bu zirve boyunca. Şunu da öğrendik:  Ulusal inovasyon sistemi, bilimsel ve teknolojik bulguları ekonomik ve toplumsal faydaya dönüştürebilmenin kurumsal mekanizmalarını ihtiva eder ve önemi de buradan gelir. Zira bilimsel ve teknolojik bulguları ekonomik ve toplumsal faydaya dönüştürme yeteneğine sahip bulunmayan herhangi bir ülke, sektör ya da işletmenin geleneksel korumacılığın kalktığı, uluslararası rekabete açık bir dünyada varlığını sürdürmesi mümkün değildir. 

Ödüller  

Genç Türkiye Zirvesi en dikkat çeken yönü,   kültür, sanat ve bilimin yüceltilmesi için çalışan kişiler veya kurumlara ödül verilmesi ve  “Genç Türkiye Ödülleri” adıyla bir ödül töreninin ihdas edilmesi idi.  İnovasyon, Kentsel Dönüşüm, Ulaşım Teknolojileri, Stratejik Sektörler, Mühendislik Bilimleri, Sağlık Bilimleri ve Kültür Sanat Ödülleri olmak üzere 7 kategoride toplam 14 ayrı ödül takdir edilmişti. ( http://www.gencturkiyezirvesi.org/gtz-odulleri.html#.U5cXOv0U-M8).

Ülkemizde yenilik ve icatları ile buluşları ile öne çıkan insanlara  ve kurumlara sahip çıkıldığı/çıkılacağı böylece gösterilmişti.   Etkinliğe katkıları ile öne çıkan isimlere    “Genç Onur Ödülleri” verilmesi şüphesiz etkinliğin en önemli yanını teşkil etti. Temennimiz bu ödül etkinliğinin her yıl tekrarlanmasıdır.

Ülkemizde bir TV kanalının bir mankeni önemsediği ve magazine ayırdığı zaman kadar, bilim adamını önemsediği ve bilime zaman ayırdığı söyleyemiyoruz. Kalkınma için kritik ve stratejik değeri olan bir toplantıya    basından yeterince ilgi yoktu.    Bu durum neyi önemsediğimizi ve öncelik haline getirdiğimiz konusunda kafa karışıklığı içinde olduğumuzun göstergesi olmaktadır.    Ülke için öncelikli ve önemli konuların ne olduğunu bilmediğimizin bir ifadesi bu.  Ülke için faydalı olana değil de genelde  olumsuzluklara odaklanmış bir basınımız var.   Nitekim rektör İsmail Yüksek hoca şu ifadeleri ile bu hususun altını çizdi: “Türkiye’nin hatta dünyanın dört bucağından burada toplanan binlerce genç ve tartıştığı konular basının ilgisini çekmiyor. Ancak burada bir genç bir Molotof kokteyl atsaydı eminim ki çoğu basınımıza manşet olacaktı”.  

Çoğu basınımız ülke için faydalı olanın/stratejik değer taşıyan şeyin ne olduğunun farkında olmasa da yetkililer ve ilgili   bürokratlar   zirveye gerekli katkıyı yaptılar ve konuya sahip çıktılar.  Bu durum gelecek için umut vaat etmektedir.   Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Fikri Işık, Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekçi,  İstanbul Valisi Hüseyin Avni Mutlu,    Esenler Belediye Başkanı Tevfik Göksu, Beşiktaş Belediye Başkanı Av. Murat Hazinedar oradaydılar. Konuşmalarında etkinliğe anlamlı katkı sundular.

THY Yönetim Kurulu Başkanı Hamdi Topçu, İstanbul Sanayi Odası Başkanı Erdal Bahçıvan, Savunma Sanayii Müsteşar Yardımcısı Faruk Özlü, TAI Uzay Sistemleri Grup Başkanı Sinan Şenol,  IBM Türk Genel Müdürü Isabel Gomez Cagigas, Arçelik Genel Müdürü Levent Çakıroğlu, Renault Mais Genel Müdürü İbrahim Aybar, Aselsan Strateji Yönetim Direktörü Baki Şensoy ve Sinpaş GYO Yönetim Kurulu Başkanı Avni Çelik’…Kurumları adına yaptıkları konuşmalarda  kurumlarını sadece Türkiye’de değil, Dünyada lider ve öncü konumuna çıkaran başarı sırlarını ve hikayelerini anlattılar. Bilimin ve ARGE’nin gücünü  dile getirdiler.

Oturumların en heyecan yaşanan kısımlarından birisi de şüphesiz  soru cevap faslıydı.    Çoğu sorular Twitter üzerinden alındı. Bununla  birlikte, sözlü katkı ve sorulara da  yer verildi. Gençlerin gerek yazılı ve gerek sözlü kendilerini ifadede zorlandıkları dikkatimizi çekiyordu. Yine de gençlerin ne istedikleri, neden şikayetçi oldukları ortaya çıktı.   Mezun olunca boş kalmayacakları,   mesleğini onura icra edecekleri bir eğitimin talebindeydiler.  Uygulama ve üretkenliği öne çıkan, bilginin uygulamaya dönüştüğü;  yeniliklerin ve buluşların öncüsü bir üniversite istiyorlardı.

Gençler şunları da dile getirdiler:  Her şeyin cevaplarının  öğretildiği eğitim ve sınav yapısı ile inovatif ve yenilikçi yapıyı, mucit düşüncelerin geliştirilmesi mümkün değildir.  Sınavlara ve diploma vermeye odaklanan değil,  bilginin kullanılmasına ve üretilmesine odaklanan bir eğitim ve araştırma yapısı ile gelişmenin öncüsü ve kalkınmanın motoru bir üniversite oluşturabiliriz.  

Şunu düşündüm: Ülkede gelecekte yapılacak en büyük inovasyon eğitim alanında   olacak. Çünkü öğrencinin bilgiyi üretip  özne konumunda çıkamadığı sürekli bilgiyle yüklenen nesne konumunda kaldığı bu yapıda öğrencilerin kendilerine olan güvenleri gelişmiyor,   üretici mucit düşüncelerin neşvü nema bulması da mümkün olmuyor.

Gelecek yıl bu zirvenin üçüncüsü yapılacaksa konu  eğitimde inovasyon  konusuna tahsis edilmeli.    Bu konuda Yıldız Teknik Üniversitesi adına konuşan öğretim üyesi bir meslektaşımız  “Ben vize sınavlarını kaldırdım. Proje, araştırma ödevleri ile eğitim yapıyorum. Final sınavlarında ise,  kazanımları ölçen bir sistem uyguluyorum” dedi.    Salonda bu ifadelerin çok alkış alması ise üniversitelerde asıl sorunun ne olduğunu gösteriyordu.

Türkiye İnovasyonsuz Kalkınamaz!

Taklit teknolojilere dayanan kalkınma ile büyük gelirler elde edemiyoruz.  Bir uçak ya da tank almak için ne on binlerce tekstil ürünü sattığımızı biliyor muyuz? Ülkemizin ileri gitmesi için çok çalışmanın da anlamı yok. Çünkü çok çalışıp hiç buluş yapmadan sadece buluş yapan ülkeleri zengin ederiz ama kendimiz asla zengin olamayız. O halde yapmamız gerekenin cevabı oldukça açık. Başkalarının buluşlarını kopya etmekten vazgeçip kendi buluşlarımızı yapmak. Patent satın alarak, kopyalayarak hiç bir ülkenin ileri gittiği görülmemiştir.

Bu itibarla, zirve   “Ulusal inovasyon sistemi” ne ne kadar ihtiyacımız olduğunu    gösteren bir aktivite olarak zihinlerde kalacaktır.       

Rektör İsmail Yüksek

Son olarak, Zirvenin hayata geçmesinde birinci derecede rol  sahibi olan  İsmail hocadan söz ederek konuyu bağlamak istiyorum.   Yıldız Teknik Üniversitesinin faal ve enerjik  rektörü  İsmail Yüksek hoca  ev sahibi sıfatı ile   başından sonuna  her kademede      zirveyi başarı ile  idare etti. Aynı zamanda   esprileri ile  ortamı neşelendirdi.  3000 kadar kişinin katıldığı insanları üç dört gün   boyunca hiç bir masraf yaptırmayacak şekilde ağırlamak kolay bir iş değildi. Böylesine devasa bir  organizasyonu hayata geçirmek,    sponsorlarını bulmak belli ki İsmail hoca için zor olmamıştı.

İsmail hoca bir rektör olmanın ötesinde her kesimle  iyi diyaloğu olan    iletişim gücü son derece yüksek,  problem çözme pratiğine sahip  birisi.  Boğaz turunda daha açık gözlendiği gibi, Rektör hocanın     öğrencilerle   iç içe ve yakın  duruşu; mütevaziliği ve doğallığı ve halktan birisi olarak tavırları karşısında birçok öğrenci şaşkınlığını gizleyemedi.

Üniversitede  yenilikler ve yeni yapılanmalar, kurslar, çalıştaylar, sempozyumlar  birbirini kovalıyor.  Bu kadar bilimsel ve mesleki organizasyonlara ev sahipliği yapan halkla-sektörle iç içe başka bir üniversite  bulunduğunu sanmıyorum. Teknopark ve araştırma merkezleri ile Yıldız Teknik Üniversitesi hızla gelişiyor.

Rektör hoca,  üniversitenin bünyesine yurt dışından ve içinden seçkin hocaları çekmek için her türlü tedbiri alıyor.  Bu çalışmalarla Yıldız Teknik Üniversitesi yıldızı en çok parlayan bir üniversite konumuna geldi. İsmail hoca, TÜBİTAK’ta,  DPT’de, ilgili bakanlıklarda bilim adamı ve danışman olarak çalışmış;   sanayicilerin/esnafın/sektörün dertlerini ve problemlerini yakından görmüş ve yaşamış birisi. Üniversiteyi topluma/sektöre/sanayiye açabilmek için her türlü tedbiri alıyor.   Çoğu hocalarımızın kendisini toplumdan soyutladığı/topluma bir şey veremediği şu ortamda üniversiteyi de piyasayı da iyi bilen İsmail hocanın bu tecrübelerini önemsemek gerekiyor.  Yüksek hocayı gelecekte daha yüksek görevler beklediğini  söylemek kehanet olmayacaktır.

Evet,  ülkemizde   ARGE adına,  inovasyon adına yapılacaklara  daha  sıra gelmedi.   Daha işin başında olduğumuzu söyleyebiliriz. Ülkelerin gerçek gelişmişliği ve kalkınmışlığı yüksek teknoloji ürünlerini üretme ölçüsü ile değerlendiriliyor.  O halde Türkiye’nin gerçek kalkınmaya geçebilmesi için   inovasyon, ARGE ve patent gücünü harekete geçirmesi lazım. Bazı göstergelere göre Ülkemiz bilimin uygulamaya dönüşümünde Dünya sıralamasında çok gerilerde kalıyor.      Türkiye’nin bilim, teknoloji ve yenilik performansında dünyada hâlâ çok gerilerde. Türkiye  ‘Bilimsel Araştırma Kurumlarının Kalitesi’ sıralamasında 63’üncü sırada yer bulan Türkiye, şirketlerin Ar-Ge harcamalarında 68. sırada kalıyor.  Bilim insanı ve mühendisi mevcudiyetinde 53. olurken faydalı model ve patent sayısında ise 41. sırada bulunuyor. Şunu da hemen belirtelim ki. Ülkemizde patent müracaatının çoğunu yapancılar yapmaktadır. Bu konuda bazı istatistikler için    https://anahtar.sanayi.gov.tr/tr/news/bilim-teknoloji-ve-yenilik-perspektifinde-turkiye-ve-secilmis-ulkeler-uzerine-notlar/667 adresine bakılabilir.

Tüm bunlar, bilim ve teknoloji üretim merkezleri üniversitelerin kendisine düşeni henüz yapmaya başlamadığını gösteriyor.  Öncelikle üniversitelerimizi özerk, özgür ve özgün hale getirilmeye;  üniversitelerde potansiyelleri topluma aktaran mekanizmalar oluşturmaya ihtiyacımız var.  Her şeyden önce üniversiteler,  sektöre ve  piyasaya hizmeti yasaklayan ve onları tek tipleştiren merkeziyetçi YÖK yasasından kurtarılmalı.  

Gençlerin zirve boyunca sürekli sorguladığı gibi   bu merkeziyetçi ve hantal   üniversite sistemi ve YÖK yapısını Türkiye artık  kaldıramaz hale geldi.  Yeni Gençlik Zirvelerinde YÖK sistemi ve üniversite yapısı masaya yatırılmalı.     İsmail hoca gibi  ülkenin kalkınmışlığını ve gelişmişliğini inovasyon ve araştırmacı toplum olmamızda gören ve ülkenin gerçek sorunlarını gündeme taşıyan ve sorgulayan lider kişilere ihtiyacımız olduğunu bir kere daha vurgulayalım.  

Konuyu Rektör İsmail Yüksek hocanın zirvede söylediği bir sözü ile bitirmek istiyorum: “Dünyanın kabul ettiği gibi 21. yüzyılın yapılanmasında ‘girişimcilik’, ‘Ar-Ge’ ve ‘inovasyon’un vazgeçilmez başarı faktörleri haline geldi.  Günümüzde bu faktörleri zekice kullanan, hızla ve esneklikle şekillendirebilen ülkeler, oyunun kurallarını ve gelecekteki politikaları belirleme hakkına sahip olmaktadırlar.”

Genç Türkiye Zirvesi ile ilgili   ayrıntılı  bilgilere http://gencturkiyezirvesi.org/ adresinden ulaşılabilir. 

Haber7

Kaynak: Haber Kaynağı
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2013 Kamu Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : info@kamuhaber.com | Haber Yazılımı: CM Bilişim